MALZEMELERIMIZ: 1 kg pirasa ,1kuru sogan,1yk salca,1yk,margarin,2 yumurta,300gr yogurt ve tuz YAPILISI: Pirasa ve sogani dogruyoruz tenceremizde margarinImizi erititp sebzelerimizi ekleyip bir süre kavuruyoruz salca ve tuz ekleyip kisik ateste kendi suyuyla 15 dk kadar pisiriyoruz yogurdumuzun icine iki yumurtayi ekleyip bütünlesinceye kadar cirpiyoruz ve yemegimizin üzerini kapliycak sekilde döküyoruz bir tasim bekletip ocak üstünden aliyoruz ve servis yapiyoruz. AFIYET OLSUN
Beni de götürsen İstanbulâ, senden başka dayanagım yok. diyerek tuttu titreyen elleriyle oglunun bileginden. Ne olur! dedi, Ne olur, beni de götür ogul; tek başıma yapamıyorum buralarda. Anadolunun tozlu, topraklı köylerinin kavak yeli kokan diliyle serzenişte bulundu evladına. Yalnız kalmak artık tak demişti canına. Oglundan gelen cevap, yaşlı gözlerini donuklaştırıverdi: Olmaz ana; biliyorsun, götüremem seni! Damarları çıkmış, derisi büzüşmüş cefakar elleriyle yazmasını düzeltti: Yakınında bir yere oturtsan beni oglum; tövbe, girmem evine; düzeninize karışmam! Arada bir torunlarımı severim. Yok, onu da istemezsen, dışarı bile çıkmam. Yeter ki, yakınında olayım evladım! Sesinde acı bir feryat gizliydi aslında. Birkaç kez yutkundu. Biricik evladından gelen cevap olumsuzdu. Zeynep Nine bakakaldı oglunun arkasından. Yaşlıydı, hastaydı. Gözlerinde kalın çerçeveli bir gözlük vardı. Yazmasını başından çenesinin altına dolandırıp baglardı. Bir ucu yanıktı yazmasının, gönlünün bir yanının hep yanık oldugu gibi. Yalnızlık, belini biraz daha bükmüştü. Gözlerinden süzülen birkaç damla yaş, sanki daha da artırmıştı yorgun yılların remzi olan göz kenarlarındaki çizgileri. Garip kalmıştı yine Zeynep Nine. Ogluna bir yuva kurmuştu mutlu olsun diye; ama o yuvada şimdi yeri yoktu. Gelini kesin kararını vermiş; Ya o, ya ben diyerek Zeynep Nineye evinin ve gönlünün kapılarını tamamen kapatmıştı. Halbuki bir huysuzlugu da yoktu Zeynep Ninenin; sessiz ve sakindi, ne etliye ne sütlüye karışırdı. Ama gel gör ki, yaşın getirmiş oldugu istenmeyen sakarlıklar ve bitmeyen hastalıklar Zeynep Nineyle gelini arasına soguk bir duvar gibi girmişti. Hal ki böyle olunca torunları da ogluyla beraber hasret defterine eklenmişti yaşlı kadıncagızın. Gitmişti biricik evladı. Anacıgını bir sürü dertle bırakıp gitmişti. Evinin duvarına yaslandı önce, sonra dut agacın gölgesinin düştügü yere oturdu. Uzayıp giden tozlu yolların kıvrımlarına dalıp gitti. Şalvarına yapışan çamurların kuruyanlarını temizledi. Kuru bir yaprak düştü kucagına. Alıp ezdi avuçlarında. Gözleri yaşla doldu yine. Yalnızlık çok zordu. Oglunun gidişinden çok, vefasızlıgı hırpalamıştı ruhunu. Eşini kaybettiginde bile bu kadar üzülmemişti. Bir an dalıp gitti mazi yamaçlarına. Oglunun okula başladıgı gün geldi aklına. Dut agacının altında taramıştı saçlarını biricik evldının. Bazlama yapmıştı Zeynep Kadın o gün evladı için. Yanına da sıcacık tarhana çorbası. Tarladan da kıpkırmızı domates getirmişti. Zeynep Nine birden çocuklar gibi masumlaştı, nemlenen gözlerini avuç içleriyle sildi. Oturdugu dut agacının gölgesinden kalktı. Gün, akşama dönüyordu. Zeynep Nine ömrünün akşamında hüzünle arkadaştı artık. Zaman, Zeynep Ninenin yaşlılıgını git gide artırıyordu. O yılın kasım ayı sonlarına dogru kalın çerçeveli, kocaman gözlügünü taktıgı gözleri görmez oldu. Zaten güç bela yaptıgı işleri daha da zorlaşmıştı. Allahtan, komşuları hal ve hatırını soruyor, ihtiyaçlarını görmeye geliyordu. Oglu, çok sonraları ögrenecekti annesinin gözlerinin agma kaldıgını. Zeynep Nine de yeni bir ümit peyda olmuştu. Acaba diyordu, Acaba ömrümün görmeyen gözle geçecek bu son demlerini, onların yanında geçirebilir miyim? Yalnızlık iyice koyulaşmıştı ufkunda ihtiyar kadının. Bir de evinin kapısına çıkan o koca tümsek¦ Merdiven yoktu kapısının önünde, toprak bir tümsek üzerinden geçip öyle varabiliyordu kapısına. Gözleri görürken bile zor çıktıgı bu tümsegi şimdi nasıl çıkacaktı? Ama evladı onu bu hâlde bırakmazdı, evine koymasa da yakınlarında bir yerde ev tutup onu da götürürdü İstanbullara¦ Bekliyordu, oglundan bir soluk bekliyordu Nihayet bir gün muhtar, oglundan haber getirdi Zeynep Nineye. Anasının gözlerinin görmedigini ögrenen ogul, ömrünün son demlerinde rahat etsin diye, evinin önüne merdiven yaptıracaktı yaşlı kadının. Oglun, kapının önüne basamak yaptıracak Zeynep Ana, sen inip çıkarken zorlanma diye Muhtarın bu cümlesi zavallı kadının son ümitlerini de boşa çıkarmıştı. Tamam dedi, yaşlı ve yaslı gönlünü avutmaya çalışarak. Allah razı olsun.diye ekledi. Öyle ya, bunu da yapmayabilirdi. Muhtar, evin önüne basamaklar yapılıncaya kadar Zeynep Nineyi evinde misafir edecekti. Basmakların tamamlandıgı günün sabahında, oglu geldi Zeynep Ninenin. Evlerinin önünde durdu, basamaklar tam Zeynep Nineye göre yapılmıştı. Fazla yüksek olmayan, yan tarafında demir parmaklıgı olan¦ Saydı: Bir, iki, üç¦ Tam yedi basamak vardı. Evin boyası eskimiş kapısına baktı. Dudakları titredi, gözleri doldu. Dut agacın gölgesi düşmüştü yine duvar kenarına. Biraz ilerde anacıgının kendisine mis gibi tarhanalar pişirdigi ocagı gördü. İçi burkuldu, küt diye bir şey düştü sanki gönlünün vefasız yanına. Bu sırada bir el dokundu omzuna: Başın sag olsun Bilal! Başı öne düştü Dostlar sag olsun.derken. Yukarı mahalleden eski bir arkadaşıydı gelen. Çok iyi insandı Zeynep Teyze. Az ekmegini yemedim Bilal, inşallah mekanı Cennet olur diye ekledi eski dost. Sustu vefasız ogul. Yutkundu. Islanan yanaklarını silerken şunları söyleyebildi: Bu basamakları onun için yaptırmıştım. Kolay inip çıksın diye Arkadaşı kafasını salladı, yüzü hüzne döndü: ah Keşke buraya basamak yaptırana kadar, kendi ellerinle anacıgının gönlüne basamaklar yapsaydın. Olmadı be arkadaş, sana yakıştıramadık duyduklarımızı, gördüklerimizi. Çok yalnız bıraktın Zeynep Teyzeyi. Hiç olmazsa arada bir gelip hatırını sorsaydın, gönlünü alsaydın. Neyse, tekrar başın sag olsun ,Ne dogru konuşmuştu eski dost. Yüregi ezildi Bilalin, gözleri doldu: Bir kez bile çıkamadın bu basamaklardan. Keşke hayırlı bir evlat olup ben senin gönlüne çıkabilseydim basamak basamak. Anacıgım, hakkını helal et bu vefasız ogluna. Ne olur, hakkını helal et! ALINTI
Hz :Peygamber(s.a.v) demistirki genc bir insan yasli birisine ihtimam gösterirse, yaslandiginda ALLAH da ona ihtimam gösterecek birisini nasib eder
Anne ve babasinin yasliligina yetisip de cenneti kazanamayinin vay haline
sevgili blogcu arkadaslar yeni bir oyun baslatmislar beni bu oyuna davet eden kadininmutfagi... arkadasima tesekkürler ediyorum bende bu tarifimle bir mutlulugumu sizlerle paylasayim, yazin insallah ülkeme tatil yapmaya gelicem ve aileme kavusucagim icin cok mutluyum ,ve mutluyum sizler gibi güzel arkadaslarim var :) gelelim simdi yemlik salatamiza, malümunuzdur almanyada yemlik bulmak mümkün sayilmaz genelde ,memleketim sivasda ilkbahar aylarinda bolca bulunan bir bitkidir yemlik, hem yemegi hemde salatasi yapilir .bahcemde buldugum yemlikler rabbimin bir lütfudur diyorum, ve iste tarifim MALZEMELERIMIZ: bir miktar yemlik ve taze nane,3 tane haslanmis yumurta,bir tane kuru sogan yada yesil sogan,tuz karabiber ve zeytinyagi. YAPILISI:yemlik nane sogan ve yumurtayi istedigimiz sekilde dograyip hepsini karistiriyoruz , üzerine tuz karabiber ve zeytin yagi ekleyip servis yapiyoruz. afiyet olsun bende arkadasimguldilarayi bu oyuna davet ediyorum kolay gelsin canim :)
Sevgili arkadasimizfatostuncaybu haftaki p.d.c.etkinligine ev sahipligi yapiyor kendisine kolayliklar diliyorum ve davetinden dolayi tesekkürler ediyorum. Bende canim ANNECIM den ögrendigim bu tarifimle katiliyorum. MALZEMELERI: 200gr margarin,1cay bardagi sivi yag, 1 yumurta,yarim cay bardagi seker üzerine su al,1 cay kasigi kabartma tozu, aldigi kadar un YAPILISI: sirasiyla tüm malzemeleri karistirip yumusakca bir hamur hazirliyoruz fazla un kullanmayalim elimize yapismiycak kivamda olsun, hamurumuzdan kücük parcalar alip ,kalbur üzerinde sekil verip tepsimize diziyoruz, evlerinde kalbur bulunmayanlar benim gibi rendeylede sekil verebilirleer:) firinda 25 dk kadar kizartiyoruz önceden hazirladigimiz soguk kilasik tatli surubumuzu üzerine döküp bir saat kadar bekledikten sonra servis yapiyoruz .AFIYET OLSUN
MALZEMELERIMIZ: 1 tane kereviz.1tane havuc,1tane kurusogan,2 yk,un 2yk yogurt,yada varsa eksi kaymak,250gr.kiyma,karabiber ve tuz az miktarda siviya YAPILISI :ilk önce kiymamizla misket köfteler haziliyoruz,sebzelerimizi küp seklinde dogruyoruz ilk önce soganimizi ve köftelerimizi tenceremize alip az yagda kavuruyoruz kereviz ve havucuda ekleyip bir miktar daha kavuruyoruz baharatlarimizida ekleyip üzeri gecmeyecek kadar su ekleyip 15dk kadar pisiriyoruz iki kasik unumuzu az suyla sulandirip yemegimize ekliyoruz 5 dk daha pisiriyoruz ocak üstünden alip eksi kaymak yada yogurt ekliyoruz (ben koymadim ama bir kac yaprakda maydonoz cok hos bir lezzet veriyo tercih sizin) AFIYET OLSUN
sevgili arkadasimizwww.ngr.blogcu.com...bu haftaki etkinlige ev sahipligi yapiyor kendisine davetinden dolayi tesekürler ediyorum kolayliklar diliyorum . bir cok blogcu arkaslarimda gördügüm bu gül pogacalarla katilmak istedim .aslinda hamurunun tarifi bana ait her zaman yaptigim pogaca hamurum gibi hazirladim yapilis olarak gül sekli verdim hem cok lezzetli hemde cok güzel görünümlü pogacalarim oldu misafirlerim cok begendiler denemenizi tavsiye ederim. MALZEMELERI: 2 yumurta (birinin sarisi üzeri icin),500gr süt,bir su bardagi sivi yag,1 yas maya,3 yemek kasigi seker,bir yemek kasigi tuz ,aldigi kadar un YAPILISI: önce sütümüzü ve yagimizi elimizi yakmiycak sekilde isitiyoruz yogurma kabimiza alip tüm malzemeleri ekleyip yumusak bir hamur hazirliyoruz ve yarim saat mayalanmasi icin birakiyoruz. mayalanan hamurumuzdan cevizden büyük parcalar alip yuvarliyoruz ve elimizle acip yonca yapra seklinde kesiyoruz oratasina istedigimiz bir ic malzemesinden koyup kapatiyoruz (ben ic malzemesi olarak peynir domatez yesil biber ve maydonoz kullandim pitzza tadinda cok hostular) ve tepsimize dizip üzerine yumurta sarisi sürüp susam hashas ve cörek otu serpiyoruz yarim saat kadar daha bekletip firinda pisiriyoruz AFIYET OLSUN
Ben kalbimi dünyanın dert duvarları arasında ezdirdim Çok özledim sonsuz genişliğini secdelerin Ben ruhumu zehir parmaklıklar ardında tutuklu bıraktım Öyle çok susadım ki ilk tekbirin;dudağımdan içtiğim serinliğe Ben bencilliğin dehlizlerinde ümitsizce dolandım...dolandım...dolandım...
Öyle çok hasretim ki bir rukün kavsinde Belimi kıran ayrılıkları göğe savurmaya Ben ellerine cilveli kelepçeleri vurulmuş bir zavallıyım Çok isterdim bir kıyamın kıyametinde İçimdeki bütün kuşları dağlara uçurmayı Ayaklarımı dar zamanların prangalarına kaptırdım ben Öyle hasretim ki yalnız ve yalnız sana kul olmaya Cümle dilenciliklerden kurtulmayı
Öyle hasretim ki göğsümde sakladığım kanadı kırık serçeleri Rahmetinin yuvasına uçurmaya Öyle çok hasretim ki yalnız ve yalnız sana muhtaç olmaya İçimde saklı sancılı incileri rahmetinin kıyılarına savurmaya ahdettim
Mülteci ellerimin ayazında ölmüş kelebekleri Kudsi levhanın dokunuşuna emanet etmeye geldim Ben gururun mahkumuyum... Ben gerçeğin kaçkınıyım... Ben günahın tutsağıyım...
Ben isyan çöllerinin çorağına sürgün bir yetimim Sevindir beni,sevdir,sevindir,sev,sevdiğini bildir... Hüzünlerimi bir secdenin billur sularında erit ne olur Ne olur korkularımı rahmetinin kucağında teskin eyle Sen Ben sahte uzaklıkların sürgünüyüm... Ben içine kalbimi sığdıramadığım dar vakitlerin küskünüyüm... Öyle özledim ki seccademin alnımdan öpüşlerini...öyle özledim... İşte huzuruna geldim ...
Şöyle başımı sokacak bir umudum olsun istedim İstedim ki yüzünden menekşeler toplayacağım sonsuz ovalarım olsun İstedim ki koşup koşabildiğim kadar İçimde sakladığım bütün uçurtmaları rüzgarlara verebileyim Ben sonsuz derinlikte uykuların yitiğiyim Ben unutuş uçurumların dibinde unutulmuş bir cesedim Ben benlik ve bencillik yabancılıklarında Evine yol bulamayan bir yitirmişim Çok özledim En Sevgilinin en çok sevdiği yerde durmayı
Öyle hasretim ki öyle muhtaçım ki En Sevgilinin en çok sevildiği halde olmaya Geldim...Huzuruna vardım...Geçtim kendimden...Kendime geçtim Deldim benlik dağını...Yolda kaldı ferhat...Şirinin ben oldum Yandı her yanım...İbrahimin oldum...Gül oldum... Çöle verdim leylayı;aklı mecnuna sattım Mecnun oldum yakınlığına geldim
Tüm uzaklıkları uzaklara savurdum keremini gördüm Vazgeçtim aslıdan,gölgeden çıktım,aslına geldim...vaslına geldim... Yandım KUL oldum...Yandım KÜL oldum...Yandım GÜL oldum... Durdum namaza;Miracına geldim,niyazına durdum Nazla beni ne olur...
En Sevgilinin durduğu eşikte durdum Miracına geldim...Miracına geldim Nazarında tut ne olur Bakışınla sar beni,el üstünde tut,bırakma ellerimi...Bırakma...
ARKADASIMIZmucizembenibul UN EV SAHIPLIGINI YAPTIGI P:D:C:S ETKINLIGINE BENI DE DAVET ETMESI NE COK MEMNUN OLDUM KENDISINE KOLAYLIKLAR DILIYORUM VE TESEKKÜR EDIYORUM INSALLAH GÖNLÜNDEKI MUCIZESINE RABBIMIN IZNIYLE EN KISA ZAMANDA KAVUSMASI DILEGIMLE . BENDE MAKARNA SALATASI TARIFIMLE KATILIYORUM BIR COK HANIM BILIYODUR MUTLAKA AMA BIRDE BENDEN OLSUN UMARIM BEGENIRSINIZ:):) MALZEMELERIMIZ: YARIM PAKET FIYONK MAKARNA ,IKI HAVUC ,BIR SU BARDAGI KADAR BEZELYE ,AYNI MIKTARDA KARNI BAHAR ,500 gr YOGURT ,100gr LABNE PEYNIRI(QUARK) ,100gr MAYONEZ, 1 DIS SARIMSAK ,TUZ ,VE ÜZERI ICIN SIVI YAG VE PUL BIBER. YAPILISI: ILK ÖNCE MAAKARNAMIZI HASLIYORUZ VE SOGUMAYA BIRAKIYORUZ; SEBZELERIMIZI AZ YAHDA KAVURUYORUZ BEN DONDURULMUS SEBZE KULLANDIM YANI HASLAMADAN AZ YAGDA KAVURDUM SIZ TAZE SEBSE KULLANIRSANIZ BIRAZ HASLAMANIZ GEREKE BILIR ,DIGER TARAFTA YOGURT, QUARK ,VE MAYONEZI KARISTIRMA KABINDA CIRPIYORUZ SARIMSAK VE TUZ EKLEYIP MAKARNA VE SEBZELERLERIDE EKLIYORUZ KARISTIRIP SERVIS TABAGINA ALIYORUZ ÜZERINE YAGDA YAKTIGIMIZ PULBIRDEN DÖKÜP SERVIS EDIYORUZ YAPANLARA AFIYET OLSUN